Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – Türkiye’de hortumlarla ilgili yapılan araştırmalarda en sık karşılaşılan yerlerden biri ‘Antalya’ olarak öne çıkıyor. Şehrin dikkat çeken turistik yapısı ve sıcak iklimi, zaman zaman denizden karaya doğru çıkan hortumlarla karanlık bir hale bürünüyor. 1990 yılında meydana gelen bir hortumda, basında Antalya’da bir bebeğin kaybolduğuna dair haberler yer almıştı; hortumun evleri ve insanları etkilediği bildirilmişti. 1946, 1954 ve neredeyse her on yılda büyük hortum olaylarının yaşandığı görülmüştür. 2019’dan sonra ilk defa büyük bir hortum yaşayan Antalya’da bu kez 4 kişiden üzücü haberler geldi. 6 kişinin bulunduğu 2 konteynerin savrulması sonucu 4 kişi yaşamını yitirirken, 2 kişi de yaralandı ve maddi hasar oluştu. Ülkemizde görülen hortumların kökenini ve sebep olduğu can ve mal kaybını İTÜ İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, Milliyet.com.tr’ye değerlendirdi.
HORTUM YİNE ANTALYA’YI VURDU! NEDEN AKDENİZ’DE DAHA SIK GÖRÜLÜYOR?
Türkiye kıyılarında son yüzyıl içerisinde pek çok deniz hortumu meydana gelmiş olup, en fazla Antalya’da rastlanmıştır. Daha önce ölümlere neden olan hortumların en sonuncusu dün gece yine Antalya’da gerçekleşti. Şiddetli fırtınalarla doğrudan bağlantılı olmayan ve genelde sakin hava koşullarında ortaya çıkan hortumların aksine bu sefer can kaybı yaşandı. Meteorolojik olarak hücre (mikro) hortum şeklinde gelişen bu olay, dar bir alanda etkili olmuş ve şantiyedeki kule vinci de devrilmiştir. Dört işçinin ölümüne yol açan bu hortum vakası, daha önceki yıllarda yaşanan en büyük yıkım getiren durumlardan biri oldu; özellikle 2008, 2015, 2017 ve 2019 yıllarında şehirde ciddi hasarlar oluşturmuştu. Ancak bu tür olaylar yeni değil; geçmişte de benzer durumlar yaşanmıştı. 1946 yılında Kaş’ta gerçekleşen bir hortumda, oyun oynayan 10 yaşındaki bir çocuk kum tepesinin üzerinde yakalanıp 40 ila 50 metre kadar savrulmuştu. Zaman içerisinde birçok diğer hortum da can ve mal kaybına yol açmış; örneğin,15 Aralık 1990’da yine Antalya’da bir bebek hortuma maruz kalmıştı.Peki Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu son yaşanan hortumu değerlendirdiğinde Antalya için neler söylüyor?
“Antalya’da gözlemlenen deniz hortumları, Akdeniz kıyılarının sonbahar ve kış aylarında karşılaşabildiği meteorolojik olaylardır. Bu dönemlerde deniz suyu sıcaklığı artarken bölgeye ulaşan soğuk hava sistemleri atmosferdeki dengesizliği artırır. Denizden kaynaklanan sıcak ve nemli havanın yükselmesi ile uygun rüzgâr koşullarının birleşmesi sonucunda hortum oluşabilir. Ancak bu olayın kesin oluşma mekanizması radar verileri ile meteorolojik gözlemler aracılığıyla netleştirilebilir. Türkiye’de görülen hortumlardan az örnek mevcut değildir; özellikle Akdeniz kıyılarında sıkça rastlanmaktadır.” – Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu
DOLU BİR KIYI ŞERİDİ! GEÇERKEN AĞIR KAYIP YAŞADIK
Antalya geçmişte önemli bir merkez olsa da bugünkü gibi kalabalık değildi elbette; kıyı şeridi de bu kadar yapılaşmamıştı.Bölgede insan yoğunluğu daha geniş alanlara yayıldığı için daha az birey bulunuyordu. Bu durum herhangi bir felaketten etkilenen insan sayısının azalması yanında pek çok değişken için farklı sonuçlar doğuruyordu.Anlaşılıyor ki horutm tehlikesinin bilindiği ve daha önce birçok kez benzeri yaşanan Antalya’da bazı hesaplamalar veya araştırmalarla insan sayısındaki artış nedeniyle can ile mal kaybındaki yükseliş gözlemlenebilir. Yani her ne kadar hortum sayısı artmasa da geçtikleri yerlerdeki insan sayısının çoğalması kayıpları artırmıştır.Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu durumu açıklayarak sözlerini tamamladı:
“Burada temel nokta şu: Afet ile tehlike aynı şey değildir; olaya üç boyuttan bakmalıyız: tehlike, maruziyet ve etkilenebilirlik. Hortum tehlikedir; güzergâhındaki insanlar, turistik tesisler ve seralar maruziyet oluşturur. Yapıların dayanıklılığı, insanların güvenli alanlara sığınabilmesi ile uyarılara ulaşabilmeleri ise etkilenebilirliği belirler. Eskiden daha boş olan kıyıda sınırlı zararla geçen bir hortum bugün yoğun yapılaşma nedeniyle ağır kayıplara neden olabilir.Dolayısıyla yalnızca ‘Hortumlar arttı mı?’ sorusuna odaklanmak eksik kalır.Denizlerin sıcaklığı uygun atmosfer koşullarında bu tür olayları besleyebilecek enerji ile nemi artırabilir.Ancak sıklığının ya da şiddetinin arttığını söylemek için uzun süreli tutarlı verilere ihtiyaç vardır.Tehdide olası artışa kıyılardaki büyüyen maruziyet ekleniyor.Afet riskini azaltmak adına yapılaşmayı, yapı güvenliğini ve erken uyarıyı birlikte düşünmeliyiz.”